BIR GUN HERKES 15 DAKIKALIGINA BURAYA MOTTO YAZACAK /JUNE 2010

"fenomensin lan sen!"

22 Şubat 2010 Pazartesi

"caramel"

[pek kıymetli cancağız ve gelecekte totoloji bilimine büyük katkılar sağlayacağını düşündüğüm pusarıkcım teveccüh etti. en güzel teşekkürlerimden bir buket gönderiyorum. evet pusarık'ı sette caramel yerken yakaladık. hem film hem yemek yazısı. tekmili birden buyrun]


hürmetler pek kıymettar soul kitchen ahalisi,

her ne kadar yemek hikayesi istendi ise de gönül filmin mutfağında olmanın hevesinde, eh tabi olmuyor o mutfakların aşı bir hayli karın ağrıtıyor falan ama neyse, biz tatlı yiyelim tatlı konuşalım, karamel diyelim mesela, olma mı? olur bal gibi olur hani karamel de bal rengi ya ondan diyorum yani…

karamel diyince de bak yine aklım filmlere gidiyor, karamel lübnan usulü leziz bir filmdi, başrolde de türkan şoray gibi kocaman bakışlı bir abla vardı ki menşei yeçilçam olarak bilinen ‘sultan sendromu’ adlı bir hastalığa sebebiyet vermesinden çekindim şahsen(ona “atıyorsun” denmez bir kere benim stendhal’den neyim eksik belki bir sendroma ışık tutuyoruz, belki dünyayı sallayacağız şurda, tamam ya tamam iyi salladım bu sefer, geçelim.)

ilk yazım ya bu şöyle ağdalı laflar etmek istiyorum aslında, bak karamel filminde de karameli ağda olarak kullanıyorlardı biliyor musun? abla ağdayı yiyince bir an dumura uğruyor insan ama öyle pek tiksinç falan da sayılmaz, benim için filmin en büyük atraksiyonu ağda yiyen bayan görmekti, bunun yanı sıra; aşk meşk, farklı kültürler görmek, değişik yaşam öyküleri falan iyi oluyor tabi, o değil de benziyoruz da aslında bir an bizim mardin’deki dizilerde süryanilerle falan geçen hikayelerin birinde hissettim ama daha tropikal şartlarda gelişiyor olay, biraz mardin biraz adana :)

onca karamel dedim de nasıl yapılır tarif etmedim iyi mi, kap ordan sana yarayacak kadar şeker yani artık karamelden biraz yiyip biraz farklı kullanım alanları mı denersin, pastaya krema olarak mı kullanırsın, krem karamel mi yaparsın işte neye kullanacaksan ona göre bir ölçek şekere aynı ölçekte su alıyorsun yanına tavada az bir yağ ısıtıp önce şekeri sonra suyu koyuyorsun bir iki damla limon da ilave edbiliyorsun isteğine göre sonrası katıştır dur, çam sakızı kıvamına gelince kapatıyoruz ateşi, işimize bakıyoruz cancağızım bissürü işimiz var, bekleme yapmayalım.

Bir yazıyı daha katletmenin ızdırabıyla yapış yapış olmuş zihnimi kökünden ucuna temizlemeye çabalarken hayatım gözlerimin önünden film şeridi gibi geçiyor ve evet soul kitchen mutfağının nezih sakinleri sizi daha fazla kıllandırmadan işkenceye burada son veriyorum.

O piti piti karamela sepeti derken çocukluğuma flaşbek yapar,
küçüklerin gözlerinden öper
büyüklerime selam eder
gereğini arz ederim
imza: karamelayıbirtürlütutturamayangillerden pusarık
saygılarımlan…

5 yorum:

dereotundannefretederim dedi ki...

valla benim canım çekti şimdi. caramel'i :))

Eliza Doolittle dedi ki...

Ahhh benim de canim cekti...En cok da ne zmn cekerdi biliyo musun Done, minikken Enid Blyton'in Gizli Yediler/Afacan Besler'ini okur muydun sen? Bunlar klubede dedektiflik icin bulustuklarinda bi ginger ale/limonata icer, bi de karamela yerdi, feci canim cekerdi o zaman...ahhh nostalciii :)

Pusarik ne cici olmus bu yazi!

DecisionS dedi ki...

kardeşim bu arada belirtmek isterim ki, Lübnanlı kadınlar dünyanın en güzel kadınlarındandır

pusarık dedi ki...

totolojide buna "can çekmez kan şekeri düşmüş olabilir" diyebilir miyiz yoksa bu kardoliyojinin alanına mı girmek olur yoksam bu dediklerim demegojiden öteye gidememekle mi kalır, yahu bu totoloji işini kıvıramayacağım gibi gelmeye başladı iyiden, ha bu arada caramio dene usta karameli harika :)

eliza; bilirsin korku filmleri de hep masumane sahnelerle başlar ya sonradan bak gerilim-korku türüne doğru kayarım "eneee bu kızı şeker kız candy sandık şekeradamdan besbeter çıktı" demeyesin, aman diyim ;)

decisions; hepsi böyle güzel mi bilmem ama bu başroldeki abla dehşet bakışlara sahip, çok can yakmıştır zannımca

DecisionS dedi ki...

oyledir pusarık bizzat gözlemlenmiştir, Beyrut ta doğunun Parisidir (çook eskiden)