BIR GUN HERKES 15 DAKIKALIGINA BURAYA MOTTO YAZACAK /JUNE 2010

"fenomensin lan sen!"

31 Ocak 2010 Pazar

deniz mahsülleri çok rerörerö

"kitchen felan diyosunuz da hani nerde olm yemekler" dediğinizi duyar gibiyim.. bi kere önce oğlumlu moğlumlu konuşmamayı öğrenin, ben sizin seviyenize inmem taağğğaamm mıığ! neyse sinirlenmicem.

cuma akşamı kadıköy'de oturduk arkidişlerle. biliyorum 'oturmak' bu eylem için ilginç bir kelime. oturduk ne lan! yahu işte buluştuk, lafladık vs.vs.. acaip bir yağmur olmasına rağmen ama arkadaşlar iyidir dedim kalktım gittim. önce yemek, sonra içmek tabi pek fazla geyik.

evet bu son derece dandik girişten sonra yediğim şeye gelicem. evet şey. deniz mahsulleri tabağı ısmarladım kendime ama herhalde bugüne kadar kendime ısmarladığım en kötü şeydi.. geleneksel bilmem kaçıncı deniz mahsulleri girişimimdi bu.. ulan zaten deniz mahsullerinden pek hazzetmem bi de böyle alengirli işlere niye giriyorum anlamıyorum.


portakallı karides, elmalı somon füme, pane edilmiş yengeç bacağı, körili kalamardan oluşan deniz mahsulleri tabağı gelir gelmez bi içim gıcıklandı ama azimle yemeye çalıştım. tabi azim azim de bi yere kadar.

akşamın devamında promil krizine girmemek için sadece çay içtim. böyle şekersiz şekersiz dört büyük kupa sallama çay. o kadar alkoliğin içinde dikkat çekmiş olacak ki sempatikliğin sınırlarını zorlayan garson tuvalette " e tabi çaylar çıkıyor eki eki" dedi. çok mu belli oldu diye sordum ne dese beğenirsin " o masada yakışmadı çay".. zaten etraftaki masalardan napıyo lan bu herif bakışları yetmiyormuş gibi garson beye bak. çay bile içirtmiyolar ağız tadıyla..

diyeceğim o ki ben deniz mahsulleri sevmem. denizden de babam çıksa yemem. niye yiyim lan babamı manyak mıyım! ayrıca günde 87 bardak çay içtiğini söyleyen kamil sönmez kadar olmasa da çay içmeyi çok severim. şekersiz böyle mis.

neyse işte benden de yemek yazısı bu kadar olur.
kaynak kitchen.

öptm kib bye
okanitto

11 yorum:

winston wolf dedi ki...

koydugun fotoğrafın benim gibi bir hayvan için ne kadar tahrik edici oldugunu anlatmaya kelime dağarcığım yetmemekte.
zira ben, denizden değil babam, töbe töbe. neyse.

altın olan her şey parlamaz dedi ki...

offf muhteşem görünüyor. canım istedi valla.

ancak kaynağı "kitchen" olarak yazman beni yaraladı. gereksiz mi üstüme alıyorum bilmiyorum ama tüm okurlar tepki gösterecektir buna :) sen eskiden kaynak kitcheM derdin hep, noldu buraya kadar mıydı?

winston wolf dedi ki...

ben ipnelik olsun diye, hiç tepki göstermiyorum.

dereotundannefretederim dedi ki...

Ali$madik kitcheM'da deniz mahsulu durmaaaaaazzz, ondan kellay.

Nasil da agizlarinizin suyu akti yea!
O kada dimek?

.../J/... dedi ki...

haci hepsi bi arada olunca, kotu durmus be ama deniz olayi benim icin bir tutkudur

biraz da mekandan bahset bi dahaki sefere o da dahil bizim konsepte

LA78'ers dedi ki...

öncelikle deniz mahsüllerini seven biri olarak şunu belirtmek isterim, bu tür yemeklerde sunum önemlidir çünkü yedikleriniz hiçbir zaman göze iyi görünmez bunun için tabak dizaynından yediğinizin gerçekte ne olduğunu anlamaya bir çok öenmli unsur vardır.. maalesef okanittom, bu tabak rezalet, ya da sen yedikten sonra artıkların fotoğrafını çekip bizim canımız çekmesin istiyosun.. ayrıca winston bu tabağı bile görüp tahrik oluyorsa, bu hatun görünce beni de tekir balığı niyetine yer maazallah.. :P

winston wolf dedi ki...

ya LA'im, sen bana bu tabak komple çiğken getir, ben o şekilde de yerim. gözlerimi bağlar yine yerim. ellerimi bağla, yine yerim. bunların kokusuna kurban olurum ben.

LA78'ers dedi ki...

hmmm ben bizim açık büfeleri ikiye katlayayım o zaman neme lazım diğer müşterileride düşünmek lazım.. kalabalık bi "çift" gelecek anlaşılan..

.../J/... dedi ki...

uzulursun diye dememistim ama LA sagolsun herseyi deyivermis

tabak berbat oluuumm...

neyse afiyet olsun

Eliza Doolittle dedi ki...

Kuzu, LA'e aynen katiliyorum, sunum cok onemli, bu tabak da feco!
Yoksa deniz urunu, baliklarin tumu, bocekler pavuryalar karidesler aaaahhhhhh ustune yemek tanimam bayilirim biterim!

dereotundannefretederim dedi ki...

winstonım örtmenlerimin en derini:
bazen beni de ne tahrik ediyo biliyo musun (kötü bir giriş oldu ama kazın ayağı öyle diil bak). hani ikinci sınıf aksiyon filmlerinde bazen çin veya uzakdoğu ülkerinin hrhangi birinden pazar görüntüleri gösterilir ya, böyle her türlü börtü böcek pişirilir felan o salaş pislik içersinde. işte o. sevmesem de yemek tatmam arzusuyla yanıp tutuşurum..sunum felan demem hatta ulan ben kurbağa eti sevmem de demem bunu isterim..