BIR GUN HERKES 15 DAKIKALIGINA BURAYA MOTTO YAZACAK /JUNE 2010

"fenomensin lan sen!"

3 Şubat 2010 Çarşamba

dün gecenin mahsulü : REVANCHE



psikolojik dramlara düşkünseniz,
konusu-hikayesi basit olsa da, bu basitliğin hayata dair olduğunu düşünüyorsanız,
az diyaloglara ve ağır işleyen aksiyona karşı sabırlıysanız,
insanlığa dair güzel çıkarımlarda bulunmaya yatkınsanız,
intikam soğuk mu yenir?
sıcak mı yenir? yemek midir değil midir?, sorularından en az birini kendinize soruyorsanız,





BU FİLMİ İZLERSİNİZ.




istanbul'da olmak vardı anasını satayım!

şimdi bu adam var ya bu adam...

Nuri Harun Ateş isimli adam...

hem çok insan, hem çok güzel, hem çok eğlenceli, hem çok duygusal hem de çok çok yetenekli bir adam.

yazacak söylenecek çok şey var kendisiyle ilgili.

süsleyip püsleyecek değilim. ihtiyacı yok.

biliyorum ki bir gün herkes ondan bahsedecek.

daha fazla ayrıntı için lütfen TIKLAYIN





Dar-ül Love 9-10 şubat ta garajistanbul da


"esprili-ironik-yerici yorumlara kapalı dikta bir posttur. bilginize."

saat farkı çok ayıp bi şeydir

*o nasıl öpmek lam

yıl içerisinde birkaç gün için amerikalı olmak isterim. başka da bir amerikan rüyam yoktur. golden globe günü, oscar günü, nba konferans finalleri ve sezon finali günleri yeter. emmy ve grammy'ye gerenk yok. lost'un altıncı sezon birinci bölüm günüyle de işim olmaz. ada kaybolmaya başladığında ben de kaybettim ve daha da aramam o adayı. zaten sawyer'a da gıcık oluyorum. (efsun'a not: okuyan adam seksi olurmuş pehh!)

bu yıl da 7 mart'ta amerikalı olmak isterdim. yani orda yaşasam olurdu. oscar adayları açıklandı, adaylar burda: http://www.blogger.com/adaylar%20burda:%20http://www.imdb.com/features/rto/2010/oscars

yine içimi bir hüzün kapladı. saat farkından nefret ediyorum hacı.. kırmızı halıyı seyredip uyuyakalmaktan bıktım usandım.. hayır akademi'ye bayıldığımdan değil de "ödül hadisesi" cidden ilgimi çekiyor. alec baldwin'le steve martin sunacakmış, buna da ayrı meraklandım.

neyse diyeceğim şu ki bu sene de oscar goes toooooo saatt farkııı

öptm kib bye
okanitto

2 Şubat 2010 Salı

this chaos is killing me

Cristian
Raymond
Antoine
Zachary
Yvonne isimli beş erkek kardeş ve sıradan bir ailenin öyküsü.
ancak film sıradan değil.
Zac hiç sıradan değil.
soundtrack hemen arşive eklenmeli.
hele bu sahne ve bu şarkı beynimde ne kadar hücre varsa hepsinin hareketlenmesine sebep.




aramızda homofobik olan varsa izlemesin ve lütfen dışarı çıksın.

dün gece hep seni seni düşündüm söylediklerine aklım takıldı.. uykumda bir sağa bir sola döndüm alaycı gülüşe aklım takıldı..

sanırım ilk kez bir ödül töreni hakkında "şike var yea" cümlesini kurmayacağım.. aslanlarım benim. afferin lan sinema yazarları derneği..

yeri gelmişken filmi yazmak istedim: kırk ikinci sinema yazarları derneği ödülleri açıklandı. en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi görüntü yönetimi ve en iyi kurgu olmak üzere dört ödül aldı hayat var... en çok da görüntü yönetiminin hakkını veren bir film olduğunu söylemeden geçemicem. hakkını vermek deyimini de kullandığım için kimse kusura bakmasın. naçizane lan. kullanmak istemezdim ama bunun yerine geçecek bir şey gelmedi aklıma şu an. konuyu niye buraya taşıdığımı da bilmiyorum.

orhan baba'nın "aklım takıldı"sını bir de bu filmde dinleyin.. ulan bu şarkının tüylerimi diken diken edeceğini düşünmezdim ama sinema işte!



son olarak gerçek bir çocuk yıldız arıyorsan al: elit işcan.. filmde ondan başkasının ismi yok. haley joel, dakota felan da iyi çocuklar ama çocuklar :P
bu başka..

öptm kib bye
okanitto

fragman: http://www.dailymotion.com/video/x8nvzo_hayat-var-fragman_shortfilms
bonus track: http://fizy.com/s/1aisea

1 Şubat 2010 Pazartesi

foryörrlövvvvv

evet, tipini bipppppppppp lediğim bu herifin şarkısını dinliyorum sabahtan beri.

bu hafta götürür beni bu.




fordonelövvv:
1impossible
2impossible

I can't take my eyes off you

hic dinmeyen yagmur
ve olusan akintilar
elbet denize ulasir

bir tanesine
kagittan gemi yaptim
uzerine askimi yazdim

acaba ulasir mi dersin sana ?






















* bu da senin icin canim kardesim :

http://www.youtube.com/watch?v=5YXVMCHG-Nk

Pşşt barmen!

efenim aile buyuk olunca misafir eksik olmuyor, e tabi bas aşci olarak gorev bana dustu!
Pazar gunu yemek yapmak kadar guzel bisey var mi hem de gokkusagi altinda, belki vardir ama dun benim icin yoktu:)

menu soyle :

* Dugun corbasi (tavuk suyuyla)
* beef stroganoff
* tavuk sote (kırmızı et yemeyenler icin)
* Sade Pilav
* Rus Salatasi
* Yesil salata
* Havuc izgara (sarimsakli yogurt ile servis edilir)
* Kabak tatlisi

her zamanki gibi islem bicaklari bilemekle baslar. Malzeme et olunca keskin bicak sart bi de keskin olmayan bicagi ben neyleyim!

Et olarak Dana sokumu (beef rump steak) tercih ettim max %5 yagli, bu kesim daha cok biftek yapiminda kullanilir cokta lezzetlidir.

Etin kalinligina gore, iki uc kat olarak fleto olarak kesilir, daha sonra serit halinde etler dogranir. (seritlerin boyu tercihinize bagli). Seritler hazirlandiktan sonra duduklunun sepetine konur;15-20 dk buharla haslanir ( direkt suda haslamak hos olmuyor, tercih meselesi)



etler bir yandan haslanirken, firsattan istifade tavuklar hazirlanir.Tavuk tercihim kemiksiz but oldu, goguse gore daha yagli oldugu icin sote yaparken daha lezzetli oluyor. Tavuklar kuzbasi halinde dogranir, hazirda kaynayan suyun icine atilir, 10 dk yavas ateste haslanir (bu tavuk suyuyla corba yapilacak canim), daha sonra ayri bir tencereye alinir,. Diger tarafta vok ocagin uzerine konulur ve sogan ile sarimsak sote edilmeye baslanir. Tavuklarin uzerine istege balgi olarak cesitli soslar eklenebilir ben dark soy sauce tercih ettim, tavuklar bu sekilde tatlandirildiktan sonra, vokun icine eklenir. 10-15 dk soganlar ile sote edildikten sonra bir borcama aktarilir.  ve sogumasni diye firina konulur.



Tavuktaki pisirme yontemi izlenerek danalarda pisirilir. Fakat dana etinde sogan yerine kirmizi biber ve mantar konulur soteye, sote islemi bittikten sonra etler de firin kabina aktarilir ve ustu kasar peyniri ile kaplanarak 180 derece olan firinda 30 dk kadar tavukla birlikte pisirilir.



ha diceksin ki bu kadar yazdin servis etmeden once de fotograflarini cekseydin diye, maalesef olmadi 12 ac insana yetismek cok zor canim kardesim.

ama en guzel tarafi ne biliyor musun kardesim, yemek sonunda  silip supurulerek bos hale gelmis tabaklar :) yemegi pisiren icin en guzel tesekkur

afiyet olsun!  gelin beraber olsun :)


vivaaa bağımsız sinemaa!


film; ölüm ve sonrasının bilinmezliği ve ölümsüzlüğün bir bedeli olması üstüne kurulu.
kediyi merak öldürürmüş, bilinmeye karşı vardır topumuzun merakı.
tema ilgi çekici ve başarılı bu açıdan, kabul.
ancak kurgu ve akış için çok da başarılı diyemeyeceğim.
bu demek değildir ki film kötü, izlenmez, vakit kaybı.
gayet de merak icinde izlendi.

yarattığı hayal kırıklıklarını, yönetmen Korhan Uğur'un ilk uzun metraj filmi oldugunu gözardı etmeksizin değerlendirmeli.
adam oturmuş, güzel bir konu bulmuş, senaryolaştırmış, esprili diyaloglarla çeşitlendirmiş, yer yer germeye çalışmış, yer yer düşündürmeye.

en büyük kusuru bence ana konuyu çok derinlemesine işleyememiş, amacına yüzde yüz hizmet edememiş olması.
açık ve net şunu söyleyebilirim ki bu ve bunun gibi adamları daha iyi işler yapması için azıcık yüreklendirmekle de incilerimiz dökülmez.

az bütçeyle, çok kısa bir zamanda (15 gün) ortaya çıkan öldür beni, ayakta alkışlanası bir film değildir belki ama kutsal damacana gibi bir film için sinemaya giden insan topluluğuna çoktur bile.

"etrafımız boşluklarla doludur. tıpkı ruhumuz gibi. ve bu boşlukların nasıl dolacağına, insan, kendi karar verir."

ne mi dinlesek?


hafiften bir ian curtis havası yok değil ama dinlenesi adamlar.